26.09.2017 - Tekkeköy Gündem

Allah’ım Ramazan Ayını Koru

Ömer Naci Yılmaz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 66 makalesi bulunuyor.
  • 01 Haziran 2016
  • 0 YORUM
  • 152 KEZ OKUNDU

Bizleri yeniden yeni bir mübarek Ramazan ayına; Kur’an’ın doğum ayına kavuşturan yüce Allah’a nimetleri sayısınca şükürler olsun, hamdolsun. Bu aya Kur’an’ın doğum ayı ve Kur’an ayı dedik; fakat millet olarak öyle bir hale getirildik ve geldik ki Kur’an ayını oruç ayına çevirdik. Oruç ayına çevrilince oruç ibadetini yemenin ve içmenin sarmalına doladık durduk. Böyle olunca da Ramazan’a gözümüzü, kulağımızı, elimizi, ayağımızı, aklımızı, fikrimizi, zikrimizi ve kalbimizi hazırlamamız gerekirken başka hazırlıkların peşine düşer olduk. Bir ay sürecek olan yemek festivaline hazırlanıyormuş gibi aklımız, zikrimiz ve fikrimiz Ramazan sofralarına, iftar ve sahur sofralarına takıldı. Kalbimize, gözümüze, gönlümüze ve maneviyatımıza hangi değeri katacağımızın derdine değil, kilomuza, nefsimize ne katacağımızın derdine düşer olduk. Rabbim bizleri bütün bu olumsuzluklardan muhafaza eylesin.

Şüphesiz benim namazım, haccım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir. Onun hiçbir ortağı yoktur, bununla emrolundum ve Müslümanların da ilkiyim.” (6/Enam, 162) ve başka ayetlerin belirttiği gibi oruç da dâhil bütün ibadetlerimiz Allah için olmalıdır. “Dini Allah’a halis kılmak.” (7/Ara, 29; 39/Zümer, 2, 11, 14; 40/Mümin, 14, 65; 98/Beyyine,5) budur. Bunun dışında hangi amaçla ibadet edilirse edilsin, Allah nezdinde makbul olmayıp yapanın başına şirk olarak bela olur.

Bu gerçeğin yanında, bütün ibadetlerin zaman içinde bir alışkanlık, bir gelenek ve örf haline geldiği de bir gerçektir. Böyle olması, anlamını yitirmesi, bilinçlenme ve yenilenme işlevini yitirmesi dışında, sürdürülebilir olması açısından da gerekli bir şeydir. Çünkü kişide alışkanlık ve sorumluluk bilinci haline gelmeyen bir ibadetin sürdürülmesi yahut yaşatılması mümkün değildir. Bunu görmek için mesela bin bir rica ve vaadle namaza başlatılan gençlerin bunu başlangıçta bir angarya gibi yapmaları, sürdürülmemesi halinde terk etmelerine bakmak yeterlidir. Sonuç olarak anlamını yitirmemesi, bilinçlenme ve yenilenme işlevini sürdürmesi şartıyla, ibadetlerin alışkanlık, örf ve gelenek haline gelmesi güzel bir şeydir. Çünkü bu alışkanlık, gelenek ve örf aynı zamanda toplumun kimliğini, değerlerini, hayat tarzını, yaşama şeklini, sorumluluk bilincini, Allah’ın ve kulların hukukuna riayet sorumluluğunu vd. oluşturur.

Allah’ım Ramazanı koru diye başladık. Ramazanın korunmaya ihtiyacı mı var? Elbette var. Öncelikle Ramazanın bizim nefsimizden, yamuk bakışlarımızdan ve algılarımızdan korunması lazım. Kur’an’ın geldiği ayın Kur’an’ın öngördüğü bir hayatın ve yaşantının dışında her şeyden korunması gerekmektedir. Peki, Ramazan’ı kim ve neden koruyacak?

Öncelikle Allah’ın yardımıyla bizler Ramazan’ı bizden ve bizim mahallenin aymazlarından koruyacağız. Bazı belediyelerin Ramazan çadırlarına, sanatçı ve din âlimi (!) adı altındaki istismarcıların, rantçıların programlarının icra edildiği iftar çadırlarına uğramayarak, ilgi göstermeyerek koruyacağız. Belediyeler Ramazan’ın ruhunu katletmeye azmetmiş gibi bir hal ve tavır içerisindedirler. En azından buna ön ayak olmaktadırlar. İlk günlerinde Kur’an ve konferans diye başlıyorlar, sonra vur patlasın, çal oynasın havasına dönüştürüyorlar. Ayın sonunda da Kadir Gecesi diye belki de namaz kılmayan hafızlara Kur’an ziyafeti çektiriyorlar. Allah’ım Ramazanımızı bu kafadan ve bu mantık sahiplerinden koru.

Elbette iyi olanı emretmemiz ve kötü olandan sakındırmamız gerekir. Çünkü bu görev, geleneksel anlayışta söylendiği gibi bir grubun yapmasıyla başkalarının üzerinden düşen bir farzı kifaye değil, kadın erkek bütün müminler üzerine farz-ı ayndır. Çünkü her Müslüman kendisinden başlayarak ailesini, çevresini, uzak ve yakın toplumunu olumsuzluklardan uzak tutmak ve iyi şeylerle tanıştırmakla yükümlüdür. Bunu oğluna/kızına gürültü yapmamasını, komşuları rahatsız etmemesini, derslerine çalışmasını, temiz olmasını, örtünmesini, namaz kılmasını, vd. okur-yazar olmayan bir anne baba da söyleyebileceği gibi, ilahiyat profesörleri ve diyanet hocaları da yapabilir. Çünkü emri bilma’ruf ve nehyi anilmünker bu şeylerden başladığı gibi dinin en üst düzeyde anlayış ve uygulamalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Ramazanımızın televizyon ve gazetelerden de korunması lazım. Onbir ay boyunca her türlü değerimize küfreden televizyonlar ve gazeteler Ramazancı kesiliyorlar. Aymaz Müslümanlar da bunlardan din öğrendiğini zannediyor. Sen bunların gazetelerini hıfzetsen de, hatmetsen de, televizyonlarının başında yirmi dört saat nöbet tutsan da sen kazanmayacaksın ey Müslüman. Bunu ne zaman anlayacaksın. Kazanan birileri varsa senin dinine sövenlerdir, dinini satanlardır, hurafecilerdir, Ramazancılardır. Dini alaya alanlara, dinini satanlara neden pirim veriyorsun?

Efendim şu hoca şu kanalda, bu hoca bu kanalda mecburen bakıyoruz tesellilerine de gerek yok. Mahallenin büyüklerini dinle, namaz kıldığın caminin hocasını dinle, onların samimiyeti sana yeter de artar bile. Seni ekran başında bilgi bombardımanına tutanlar unutma ki samimiyeti de bombaladılar. Bizim Ramazancı hocaların yaşamadıkları dini anlattıklarını da unutma. Onlar sadece söylerler, sana da yaşamak kalır. Sen zaten yaşıyorsun, onları dinleyip de saf arı duru din algını perişan ettirme, etmelerine de izin verme.

Dini nasıl yalnızca Allah’a has kılman gerekiyorsa Ramazanı da mübarek orucu da sadece O’na hasret. Ey Müslüman! Bunun da orucun toplumsal yönünü anlamak ve uygulamakla mümkün olduğunu unutma. Kendi aşını ve işini aş ve topluma taş ki Allah’ın Ramazan ayındaki ve oruçtaki muradı, maksadı hâsıl olsun.

Ey Müslüman! Bu algıya sahip olursak, olmayı becerebilirsek o zaman ziyan etmemiş ve ettirmemiş oluruz bu ulvi Kur’an ayını ve yeniden inzal olur vahyin toplumsal inşa maksadı. Bu ulvi görevi yerine getirmek için haydi var mısın son Resul ve Musa gibi nalınları çıkarmaya, paçaları ve kolları sıvamaya…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Yorumlarınıza gerçekten oldukça değer veriyoruz ve belirli zaman aralıklarında asıl muhataplarına iletiyoruz.
Allah’ım Ramazan Ayını Koru başlığı altında yazacağınız tüm yorumlar Tekkeköy Gündem yayın ilkelerine uygunluğu kontrol edildikten sonra yayınlanır. Hakaret içeren yorumlar yayınlanmaz.

Allah’ım Ramazan Ayını Koru ile ilgili olmayan yorumlarınız için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.