Tekkeköy Gündem

Evlere Ateş Salan Adam (!) Eyimisin?

Bu aziz millet çok beddua çeşitleri duymuştu da böylesini hiç duymamıştı. “Evlerine ateşler sal.” Tabi ki onun bedduaları bizim bölge insanımızın lisanında afkursun dursun kabilindendir. Burayı biraz daha açacağız. Öncelikle şunu belirtelim ki hıyanet hareketi bu memlekete ve bu memleketin insanlarına çok büyük kötülükler yaptı. Soru hırsızlığından önce, himmet hırsızlığından önce, kurban hırsızlığından önce bu aziz milletin hüsn-ü zannını, olumlu bakışlarını, umutlarını, ümitlerini ve istikballerini çaldılar. Milletin pırır pırıl cevval delikanlılarını zihnen hadım ettiler. Öyle bir hale getirdiler ki ananıza sövseler de susun, bacınızı sövseler de susun, karınıza sövseler de susun, cevap vermeyin dediler. Kızmadılar, sinirlenmediler, kızarmadılar, utanmadılar. Diş söker gibi sinirlerini söktürdüler. Hz. Ali’ye atfen denir ki: “Kızdırıldığında kızmayan adam eşektir.” İhanet adına, varılacak hedef adına her şeye katlandılar. Eşekliğe de razı oldular. Gerçi hain olduktan sonra ne olursa olsunlar. Her şey oldular, her kılığa girdiler çaldılar, çırpdılar, soyup soğana çevirdiler, ağlaya ağlaya sömürdüler. Olamadıklar tek şey ise; bir türlü insan olmayı beceremediler. Bakınız Müslüman olmayı demiyorum, insan olmayı beceremediler. Önce insan olunsaydı, Müslüman olunurdu. İnsan olunmayınca Müslüman da olunmuyor. Yapılan haksızlıkları gördükleri halde, yapılan hırsızlıkları gördükleri halde, insanların mahremiyetlerine girildiğini bildikleri halde, milletin karısını-kızını röntgenledikleri halde, haksız gelir elde etme adına her türlü haltı işlediklerini bildikleri halde, insanların ayağı kaydırılarak kurumlardan atıldıklarını gördükleri halde gelecekleri adına, kapacakları makamlar adına, elde edecekleri gelirler adına sesini çıkarmayanlar insan olabilir mi? “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” diyen bizim peygamberimiz değil mi? İşte kimisi ben 17-25 Aralık’ta uyandım diyor. 17-25 Aralık’a kadar yapılanlar hakkaniyet ölçülerine uygun muydu? Bunu anlamak için 17-25 Aralık’ı beklemeye gerek var mıydı? Bazıları ise 15 Temmuz Darbesi’nden sonra uyandım diyor. Haksızlıkları, hukuksuzlukları, hırsızlıkları görmek için ille de darbe mi olmalıydı? Bunlar çok masum değildir. Bunlardan birisi olan Gülerce üç senedir bilmem ne tv’de anlatıyorum diyor. Asla inandırıcı değil. Hangi hırsızlığa, hangi haksızlığa karşı çıkmış, sorular çalınıp dağıtılırken yapmayın etmeyin bu çok büyük bir vebaldir, bunca insanın hakkını gasbetmeyin demiş mi? Bunca memura, bürokrata, siyasetçiye kumpas kurulurken sesini çıkartmış mı? Benim bunlardan haberim yok demesiyle, bütün bunları, hatta darbeyi de ben yaptım demem arasında hiçbir fark yoktur. 17-25 başarılamayınca, Reis’i alt edememiyeceklerini anlayınca çark etmiştir. Uyandım falan lafları tamamen hikâyedir. 17-25 başarılı olsaydı tasması halen sahibinin elinde olurdu. Onun ki uyanmak falan değildir. Onun ki sıvışmaktır, kaçanın anası ağlamazın ta kendisidir. Samimi değildir, dürüst hiç değildir. Dışarıda olanın kandırılma ihtimalini anlarız; fakat içeride olup gelebileceği en üst mevkilere gelmiş birinin ben anlamadım demesi yemez… Bal gibi her şeyi biliyordu. Şimdilerde kıvırmaları oynuyor. Ona da dokunulması lazım. Birçok yerde masumlar yanarken onun ateşin başında ısınması asla doğru değildir. Sosyal anlamda tövbesinin Firavun tövbesinden de hiçbir farkı yoktur.

Biz yine “Evlerine ateşler salınsın.” bedduasına gelelim. Önce açığa alınıp günlerdir, haftalardır sıkıntı çeken insanlar vardı. Şimdi ise görevden uzaklaştırılan insanlar var. Bu insanları mahvettin, perişan ettin, rezil rüsva ettin. Beyinlerini, yüreklerini çaldığın gibi geleceklerini de çaldın. Bu insanlar senin gibi bir haini sevdikleri için, sinin gibi bir çiyana inandıkları için pes perişan oldular. Sana inandıkları için bize hiçbir zaman inanmadılar, seni sedikleri için bizi hiç sevmediler. Senin gibi bir yılana olan sadakatlerinden dolayı, seni sevmediğimiz bildikleri için bizi hiçbir zaman sevmediler, sevincimize ve kederimize ortak olmadılar. Sırf senin gibi bir hıyara hatır ettikleri için Rabbimizin hatırını çiğnediler. Lanet edicilerin tüm lanetleri senin üzerine olsun. Başta öğretmenler ve memurlar perişan oldular. Bunlar şimdi çocuklarına, eşlerine, anne-babalarına ne diyecekler? Okula gidecek olan yavru anne-baba sen okula gitmiyor musun, sen işe/okula neden gitmiyorsun diye sorduğunda bu insanlar ne cevap verecek? Tayyip bizi işten attı mı diyecekler? Böyle diyemezler; çünkü çocuk soracak: Peki anne, peki baba tamam da Ahmet’in annesini, Beyza’nın babasını niye atmadılar? Buna verecek cevabınız var mı? Dürüst olup şu cevabı verebilecekler mi? Yavrum onlar bize hep söylüyorlardı, bizi hep uyarıyorlardı; fakat biz bu haine öylesine inanmıştık ki onların dedikleri bir kulağımızdan giriyor, diğerinden çıkıyordu; fakat haklıymışlar. Yavrum bize kimsenin bir şey ettiği yok. Biz kendi kendimize ettik, kendi kendimizi yaktık, sebep olanların Allah belasını versin demeleri gerekiyor. Bunu da diyemiyorlarsa zaten belalarını bulmuşlar demektir.

Bu insanlar, ahh Amerika’daki Ermeni! Yaktın bizi, evimize ocağımıza ateşler saldın. “Rabbim de senin ocağına ateşler salsın” demiyor mu/diyemiyor mu? Bize söylemeseler de akıllarından geçenler Pensilvanyalıya yeter de artar bile. Bunca insanı mahvettin, Allah da seni mahvetsin Amerikan kelbi. Eyi misin?