21.07.2017 - Tekkeköy Gündem

Ey Ramazan! Seni Bekleyen Yüreklere Hoşgeldin

Ömer Naci Yılmaz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 59 makalesi bulunuyor.
  • 05 Haziran 2016
  • 0 YORUM
  • 193 KEZ OKUNDU

Mübarek Ramazan ayı gözümüze, gönlümüze, evimize, sokağımıza, caddemize, mahallemize, köyümüze, kasabamıza, şehrimizi hoş geldi. Ramazan ayının aynı zamanda merhamet ayı olmasından dolayı bazı kalpler kıpır kıpır olurken, bazıları da ne yapacağız şimdi? Bu sıcaklarda ve uzun günlerde oruç mu tutulur? Kışa denk geldiği kısa günlerde tutarız, falan diyenler… Hani Rabbimiz ancak münafıklar namaza üşenirler diyor ya, namaza üşenenler gibi, namaza zorlananlar gibi Ramazan’a da, getirdiği oruca da zorlananlar var. Korkmayın Ramazan zaten kime gideceğini çok iyi biliyor. Ramazan seçilmiş, kendisini kabullenmiş ve kendisini bekleyen yüreklere doğru yelken açarken sen otur da kendi haline ağla. Ağla ve sor ki herkesi heyecanlandıran bu Ramazan ve Kur’an ayı bize niye gelmiyor? Hayret et, çocukken de size gelmiyordu, sen büyüdün, güya bir şey oldun ve Ramazan yine size gelmiyor. Sen asıl bunu düşün, belki cevabını bulursun. İman sizde ne manaya geliyor, buna cevap ara. Ramazanı ve orucu tanımayanı, kabullenmeyeni, saçma bulanı Rabbimiz de tanımayacak ve saçma bulacaktır. Yazık, hem de çok yazık. Bir de kendilerini akıllı yerine koymazlar mı? İmandan yoksun akıl, hep akıl olsa ne yazar?

On bir ayın sultanı ey Ramazan bize hoş geldin. Rabbimiz nasip etti ve yine yeni bir Ramazan ayına daha kavuştuk. Hamdolsun, şükürler olsun. Uğurlarken seneye ya nasip demiştik. Yine kavuştuk elhamdülillah.

Ramazan ayı aynı zamanda muhasebe ayıdır. Geçen bir yılın değerlendirileceği, neleri artırdık, neleri eksilttik, bunun muhasebesini yapacağımız bir ayı yaşayacağız. Bir yıl oldu gideli. Acaba bizi bıraktığı gibi bulacak mı? Bir ay boyunca bize; kıymet bilenlerimize, hakkıyla takdir edenlerimize değer üstüne değer kattı. Elimizi, dilimizi, gözümüzü, kulağımızı, zihnimizi, gönlümüzü arındırdı, Rabbimizin razı olacağı bir vaziyet almamızı sağladı ve gitti. Biz ne yaptık? Bize kattıklarına yenilerini ekleyebildik mi? Onları üretebildik mi, muhafaza edebildik mi, yoksa mirasyediler gibi harcadık mı? Harcayanların da bir gün harcanacağı muhakkaktır. Herkes elini vicdanına koyacak, cevabını Allah’a veriyormuş gibi hissedecek ve ona göre cevap verecek. Şöyle oldu, böyle oldu demenin bir manası yoktur. Biz birbirimizi her ne kadar bilsek de Rabbimiz en doğrusunu bilir. Rızasına uygun bir Ramazan ayı geçirmeyi, yaşamayı ve yaşatmayı nasip etmesi duamızdır.

Ey Ramazan seni bekleyenlere hoş geldin diye başlık attık. Gerçekten de Ramazan ayını ve onun getireceği merhameti ve bereketi bekleyenler vardır. İhtiyacı olmayanlar merhamet damarlarının çalışması için Ramazanı vesile kılıyor ve gereğini yapıyordu. Normal şartların yaptıramadığını Ramazan ayı yaptırıyordu. Bunu yaparken de insanlığımızı, Allah indindeki değerimizi öğretiyordu. Statü farklarımız sıfırlanırken, Allah’a olan teslimiyetimiz değer üstüne değer kazanıyordu.

Ramazanı bekleyenler, ihtiyaç sahipleri, gönül misafirlerimiz olan mültecilerimiz var. Mülteciler demek ne kadar doğru olur ki? Sosyolojik olarak mülteci olsalar da ümmet ailesinin fertleri kardeş ocağına neden mülteci olsun ki? Ana ocağına, baba ocağına, iman yurduna geldiler. İmkânların bittiği yerden, imkânların üretilebileceği bir yurda geldiler. Geldiler ve ensar olmanın sırrına ermemize vesile oldular.

Ramazan ayı aynı zamanda merhametin ve paylaşmanın da öğretmenidir. Zira sevgili peygamberimiz: “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” Buyurmuşlardır. Bu sözü söyleyenin açlıktan midesine taş bağlayan bir peygamber olduğunu unutmayalım. İnanç sistemimiz yardımlaşmayı ve paylaşmayı öncelemektedir. Yüce Rabbimiz: “…Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve maliki bulunduğunuz kimselere ihsan ile muamele edin, iyi davranın…” (4/Nisâ, 36) buyurmaktadır. Etrafımıza baktığımızda bu ayetin kapsama alanına giren birçok insanın ve kardeşimizin varlığına tanık oluruz. Yeter ki bakmak isteyelim, yeter ki görmek isteyelim, yeter ki bize ikram edilenden ikram etmek isteyelim. Biz ikram ettikçe kerim olan Rabbimiz bizlere kat kat daha fazlasını ikram edecektir.

Ey Ramazan seni bekleyen yüreklere hoş geldin. Sen geldin diye kafası bozulanlar, suratı asılanlar var, onları da biliyoruz. Ahh bilmiyorlar ki, aslında kendi kafalarıyla ve kullanmadıkları ve imanın süzgecinden geçiremedikleri akıllarıyla ahiret konforlarını bozuluyor. Bir farkına varabilseler ve bir anlayabilseler. Sahi Ramazan sen merhametinle gelmiştin ya onlara da kendini hissettirsen ya, belki uyanırlar ve anlarlar. Kim ne derse desin, kimin ne konforu bozulursa bozulsun sen bize hoş geldin ey Ramazan.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ