26.09.2017 - Tekkeköy Gündem

İbrahimi Dua’dan Nuh’un Oğluna Evlatlarımız

Ömer Naci Yılmaz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 66 makalesi bulunuyor.
  • 02 Haziran 2016
  • 0 YORUM
  • 164 KEZ OKUNDU

Çocuklarımız ideallerimizin neresindedir? Soru çok basit olduğu halde cevabı çok da kolay değildir. Ucundan kıyından bu sıkıntıyı yaşamayanımız yok gibidir. Özellikle İslami kimliği olan ve toplumun kendisinden beklenti içerisinde bulunduğu insanlar bu problemi daha çok hissetmektedirler. Bazen kendilerine ve kendimize takılırız “milletin çocukları için uğraşanlar kendi çocuklarını unutuyorlar” diye. Bu sıkıntı sadece çocuklarla alakalı değil, aynı zamanda eşlerle de alakalıdır. Frekanslar bir türlü çakışmıyor, sürekli çatışıyor. Böyle olunca da bey bakıyor ki ne yapsa, ne söylese olmuyor, hiç olmazsa ben devam edeyim diyor. Bazen bunun tersi de oluyor, hanımdaki hassasiyet beyimizde hiç görülmeyebiliyor. Bu ayrı bir bahis konusudur. Meselemiz çocuklarımızdır.

Yaşadığımız toplum ve sosyal ilişkiler ağı içerisinde çocuklarımızı şahsiyetli birey olarak yetiştirme, etkileme ve ideallerimizle buluşturmak çok da kolay olmamaktadır. Anne ve baba dışında her şey ve herkes çocuklarımızı etkileyebilmektedir. İbrahimî duasız yetiştirilen nesiller Nuh’un oğlu gibi sorun olmaktadırlar. Çocuklarımızın adını Hasan, Hüseyin, Ahmet, Mehmet, Muhammet, Ayşe, Fatma, Hatice, Emine koymamız çok da bir şey ifade etmemektedir. Bu isimlere de hasret kaldığımız günler yaşıyoruz ya… İsimle ismi taşıyan bir türlü buluşamamaktadır. Fakat bu sorun sadece bizim sorunumuz değil, tüm Müslümanların sorunudur ve kadim bir sorundur. Bunu yaşayan sadece biz değiliz, peygamberlerimiz dahi bu sorunu yaşamışlar ve sıkıntısını çekmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerimizin dualarında bunu görmekteyiz. Habil ve Kabil çelişkisini, Nuh’un oğlu Kenan’ın inadını bilenler boşuna Allah’a dua etmemişlerdir. Hatırlayalım:

“Rabbim! Neslimden çoğunu namazı devamlı olarak gereğince kılan kullarından eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur!” (14/İbrahim, 40)

“Rabbim! Salih (evlat)lar lütfet bana.” (37/Saffat, 100)

“Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş(Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.” (2/Bakara Suresi, 128)

Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler. (14/İbrahim Suresi, 37)

Rabbim, beni namazı sürekli ikame edenlerden eyle, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur. (14/İbrahim, 40)

Hz. Lokman peygamberimizin oğlu Saran’a verdiği öğütler Kur’an’da şöyle yer almaktadır:

Hani Lokman oğluna öğüt verirken demişti ki, ‘Oğlum (ey oğul!) Allah’a ortak koşma. Muhakkak ki şirk pek büyük bir zulümdür.

Oğlum, eğer yaptığın iş hardal tanesi kadar bile olsa ve bir taş içine girse, Allah onu ortaya çıkarır. Muhakkak ki, Allah en gizli işleri bütün inceliğiyle bilir, O her şeyden hakkıyla haberdardır.

Oğlum, namazını dosdoğru kıl. İyiliği tavsiye et, kötülükten sakındır. Başına gelene sabret. Şüphesiz ki bunlar uğrunda azim ve sebat edilmeye değer işlerdendir.

Gururlanıp insanlardan yüzünü çevirme. Yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü Allah büyüklük taslayan ve övünenleri sevmez.

Yürüyüşünde mutedil ol. Sesini alçalt. Seslerin en çirkini, şüphesiz ki, eşeklerin sesidir. (31/Lokman, 13-20)

Hz. İbrahim ve Hz. Lokman aleyhisselam üzerinden çocuklarımız için nasıl dua edileceğimizin örneklerini gördük ve öğrendik. Bugün çocuklarıyla sıkıntıları olan bizler bu dualara ve diğerlerini etmeyen insanlar mıydık? Elbette hayır. Her anne ve baba elinden geleni yapıyor. İlle de anne- babada hata aramaya gerek var mı? Demek ki olay sadece anne ve babada bitmiyor. Nuh peygamberimiz oğlu Kenan için elinden geleni yapmamış mıydı? Hz. İbrahim’in korkusu neydi ki nesli için dua etmek zorunda kalıyordu? İlla ki o peygamberlerin bir takım eksiklikleri oldu da o nedenle çocukları öyle veya böyle oldu demenin bir mantığı var mıdır? Ne yani Rabbimiz bizi bir şekilde imtihan etmeyecek miydi? Ya çocukla edecek, ya eşle edecek, ya anne baba ile edecek, ya sağlıkla edecek, ya da işle ve aşla edecektir. Ama bir şekilde bu imtihanlar yaşanacaktır. Bu türden imtihanlar karşısında asıl olan nasıl bir tavır takınıldığıdır. Ne halin varsa gör, Allah belanı versin mi diyeceğiz, yoksa asla vazgeçmeyip Rabbim seni de beni de ıslah etsin deyip, sabırlı bir direnişi mi tercih edeceğiz? Biz elimizden gelen gayreti gösterelim, netice Rabbimize aittir. Rabbimizin şikâyetçi olduğumuz insanların, evlatlarımızın ve bizlerin iyi hallerini göstereceği günler elbette yakındır. Sabırlı olalım ve fotoğrafın tümünü görmeye çaba gösterelim ve Rabbimizden umudumuzu asla ve asla kesmeyelim. Hangi imtihan kolay olmuş ki?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Yorumlarınıza gerçekten oldukça değer veriyoruz ve belirli zaman aralıklarında asıl muhataplarına iletiyoruz.
İbrahimi Dua’dan Nuh’un Oğluna Evlatlarımız başlığı altında yazacağınız tüm yorumlar Tekkeköy Gündem yayın ilkelerine uygunluğu kontrol edildikten sonra yayınlanır. Hakaret içeren yorumlar yayınlanmaz.

İbrahimi Dua’dan Nuh’un Oğluna Evlatlarımız ile ilgili olmayan yorumlarınız için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.