Tekkeköy Gündem

Mali İbadet Kaçakları

Ülkemizde müslümanların son yıllarda Kur’anî kavramlardan en çok duyduklarının başında dinimizde “infak” kelimesiyle ifade edilen “Allah’ın rızasını kazanmak için harcama, iyilik ve yardımda bulunma” konusu gelmektedir. Halkımız her ne kadar “infak” kelimesini çok sık duymuyorsa da hemen hemen her Cuma talep edilen yardımlar vesilesiyle bu kavramın anlamından ve öneminden haberdardır. İslami hassasiyeti olanların neredeyse tamamı ise infak kavramından ve öneminden haberdardır. İnsanımızın bir şekilde katıldığı dini içerikli ders, seminer, konferans vb. etkinliklerde mesele defaatle işlenmiştir. Konuyla alakalı olarak onlarca ayet ve hadis okunmuştur. Üzerine mütalaalar yapılmış, sahabe efendilerimizden, tarihi şahsiyetlere ve günümüz Müslümanlarına varıncaya kadar infak ehli hep örnek olarak anlatılmıştır. İnsanımız infak konusunda yeterince bilgi sahibidir. Özellikle karşı tarafa büyük bir zevk ve heyecanla anlatma noktasında oldukça cömert olanların, sıra kendilerine gelince bu ibadeti yapma noktasındaki durumları ise oldukça vahimdir.

Genel ibadetler konusunda insanımız çok hassastır. Metrelerce uzaktan selam verirler, hal hatır ederler-sorarlar, sevabına nail olmak için, -maalesef cenaze sahipleri ağlarken, hoş sohbet ve yarenlik edip, okunan Kur’an’ı Kerim’i bile dinlemeyen büyük bir çoğunluk ortalıkta görünmek için- cenazeden cenazeye koşarlar, mevlid, tevhid vb. hiç birinden geri kalmazlar. Pazartesi ve Perşembe oruçlarını kaçırmazlar. Okumanın sevap olduğuna inandıkları için sürekli hatimler yaparlar; fakat yaptıkları okumalar infak noktasında onları bir türlü harekete geçirmez. Bütün bunlara ne denebilir ki? Hangi ibadeti küçümseyebiliriz ki?

Problem bu ibadetlerin arkasına saklanıp mali ibadetlerden kaçınılmasıdır. Herkes etrafına baktığında, genel ibadetlerde yoğunlaşan Müslümanların sıra mali ibadetlere geldiğinde sıkıntılı olduklarını görecektir. Allah’ın kendilerine verdiği mali imkânlar nispetinde onların mali ibadetleri artmamaktadır.

İş paralı olana geldiğinde maalesef üçün beşin hesabı yapılmakta, ahiret hesabı göz ardı edilmektedir. Bu ibadete karşı duyarsız kalarak nereye varılabilir? Nereye kadar kaçılabilir? Bir kişinin kendi hakkında çok namaz kılıyordu, hatta beş vakit namazı camide kılıyordu, sürekli oruç tutuyordu denmesi hoşuna gider. Bunları dedirtmek nispeten kolaydır. Ne de olsa cebe dokunmuyor. Bir de “çokça infak ederdi,” dedirtilebilse! Bu kazanılan servet ne olacak? Kendisi vermeyenin çocuğu verecek mi zannediliyor? Biriktirilen serveti çocuklar nasıl olsa yerler. Ne yaparsan yap, pişman öleceksin. Belki yaptıklarından, belki de yapmadıklarından. “Zenginler, nafile ibadetlerini daha ziyade mali boyutuyla yerine getirmelidirler” şeklindeki düşüncemiz, özellikle mali ibadetlerden kaçanlarla alakalıdır. Nimet-külfet hesabıyla konuya yaklaştığımızda zenginlerin nafile ibadetlerini özellikle mali yönüyle öne çıkarmaları, bunu daha fazla yapmaları gereği açıktır. Bu husus, hepimiz için geçerlidir. Birçok nafile ibadeti öğrenip yaparken, sıra mali ibadetlere gelince bir takım kişisel bahaneler uydurarak vicdanımızı susturmaya, kendimizi kandırmaya kalkışmanın hiçbir geçerli açıklaması olamaz. Zira açık ettiklerimizi de, gizlediklerimizi Rabbimizin bildiğini asla unutmayalım. Yine unutmayalım ki infak noktasında yeterli maddi imkânı olmayanların bıraktığı boşluğu zenginler doldurmak zorundadır. Herkes Yüce Allah’ın kendisine bahşettiği farklılığın şükrünü, o yönüyle ödemelidir. İşte bu noktada infak, gerek sosyal hayatımız ve gerekse manevi hayatımız açısından büyük önem arz etmektedir. Çünkü “Sevdiklerinizden Allah yolunda harcamadıkça, fakirlere infâk etmedikçe iyiliğe ulaşamazsınız.” (3/Al-i İmrân, 92) İnfak edebileceklerimiz Rabbimizin bize emanetidir. Emanetin sahibi de muhtaç olanlardır. “Bilmez misiniz mallarınızda, muhtaç ve yoksulların hakları vardır.” (51/Zariyat, 19) Her ne kadar infak edilince görüntü olarak kişinin malı azalıyor gibi görünse de, infak edenlerin daha fazlasını kazanacaklarını Rabbimiz “Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır.” (6/En’am, 160) ayetiyle müjdeliyor.

Bütün bunları söyleyip yazarken, Yüce Allah’ın “Halkı iyilik yapmağa çağırıp dururken kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik kitabı da okuyorsunuz. Aklınızı kullanmaz mısınız? (2/Bakara, 44) ayetinde uyarının muhatabı olmaktan bizi korumasını, yoğunlaştığımız genel ibadetlerin arasına infakı da koymayı hepimize ikram eylemesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. İnfak ehline selam olsun.

Ömer Naci Yılmaz