Tekkeköy Gündem

Mercidabık Zaferi’nden Cerablus Fırat Kalkan’a

24 Ağustos 2016 Cerablus bölgesine yapılan Fırat Kalkanı Operasyonu tarihi itibariyle bizleri tam beş yüz yıl öncesine, Osmanlının Memlüklere karşı Mercidabık Zaferi’ne götürdü. Halep’in kuzeyinde kazanılan bu kesin zaferle Suriye, Filistin ve Lübnan Osmanlı toprağı olmuştu. Osmanlının başında Yavuz Sultan Selim, Memlük ordusunun başında Sultan Kansu Gavri bulunuyordu.

Memlükler Ortadoğu’nun ve kuzey Afrika’nın büyük bir bölümünü elinde tutuyordu. Doğuda sürekli olarak Osmanlı sınırlarını ihlal eden ve sapkın anlayışlarını Anadolu’ya yaymak isteyen Safevi hükümdarı Şah İsmail 23 Ağustos 1514’de Çaldıran’da Osmanlıya karşı kaybetmiş ve kaçmıştır. Osmanlı toprakları içerisinde fitne çıkartmaya çalışan Kansu Gavri ile ittifak kurdu. Haber alma teşkilatı eliyle durumdan haberdar olan Yavuz Sultan Selim Safeviler üzerine sefer hazırlıklarına başlanması talimatını verdi. Vezir-i Azam Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Diyarbakır’a giderken Fırat’ı geçmek için Memlük Sultanı’ndan izin istedi. İzin verilmediği gibi Memlük ordusu büyük bir kuvvetle Halep önlerine geldi. Yavuz Sultan Selim bu hareketi Osmanlıya karşı bir savaş ilanı olarak kabul etti. Abbasi Halifesi III. Mütevekkil’in Memlük Sultanı ile birlikte Suriye’ye gelmesi artık halifeliğin de el değiştirmesi gerektiği düşüncesini kuvvetlendiriyordu. Avrupalılar tüccarları vasıtasıyla Memlükleri destekliyor, orduyu para yağmuruna tutuyorlardı. Kansu Gavri ordusu içerisinde bazı komutanların Osmanlı ile iyi ilişkiler içerisinde olduğuna dair söylentiler duyunca onlardan yeniden sadakat edeceklerine dair yeminler aldı. 24 Ağustos sabahı boğucu bir yaz sıcağında başlayan savaş öğleden sonra Osmanlının kesin zaferiyle sonuçlandı. Kansu Gavri’nin savaş alanında öldüğü haberleri gelmesine rağmen cesedi bulunamadı. Yavuz Sultan Selim, 28 Ağustos’ta Halep’e 27 Eylül’de Şam’a gelerek Mısır’ın fethini gerçekleştirecek sefere hazırlanmaya başladı.

Mercidabık’ta kazanılan zafer, Osmanlı Devleti’ne dini, siyasi, askeri, iktisadi pek çok fayda sağladı. Hilafetin Osmanlı Hanedanına geçme yolu açıldı. Osmanlı Devleti’nin son rakibi Mısır – Memlûk Devleti’nin ortadan kaldırılması safhasına girilmiş oldu. Suriye, Lübnan ve Filistin Osmanlı hâkimiyetine girdi. Mısır ve Arabistan Yarımadası yolu açıldı. Güneydoğu Anadolu’nun zapt edilmesiyle Anadolu Türk birliği tamamlandı.

Ortadoğu bölgesi hem İran’ın hem de Mısır-Memlüklerin tahriklerinden dolayı sürekli olarak bir fitne kazanı gibi kaynamaktaydı. Yavuz’un Çaldıran ve Mercidabık zaferleri fitneyi ortadan kaldırmaya yönelikti. Fitne için gâvura ve kâfire gerek yoktu. Bizimkiler dediğimiz gönüllü aymazlar yetiyordu. Geçmişte böyleydi, bugünde böyledir. Tarihten ders aldıkları da yok. Biz o bölgeleri terk edeli yaklaşık yüzyıl oldu. Bizden sonra bir gün bile gülmediler, gülemediler. Onları ayartanların kendilerine gülmeyi unutturduğunu da anlamadılar, anlamaktan da uzak durmaktadırlar.

Geçmişine, tarihine, medeniyetine sadık isen bana ne demek gibi bir tercih hakkın olmuyor. İşte devletimiz bana ne diyemediği için Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başlatmıştır. Bu bölgede “bana ne” diyeceğin her olay başımıza bela olarak sarılmaktadır. Yavuz’un Mercidabık Seferi hangi gerekçelerle yapılmış ise ordumuzun Cerablus Fırat Kalkanı Operasyonu da aynı gerekçelerle yapılmıştır. Milletimizin ve ordumuzun gazası mübarek olsun.