Tekkeköy Gündem

Oruç Bize Bayram Size Öyle Mi?

Başlığa baktığımızda sanki bir ötekileştirmenin sinyalini verdiğini görüyoruz. Ötekileştirme sosyolojik olarak genellikle kınanan ve yerilen bir durumdur. Biz kabul etsek de etmesek de hayatın kendisi bir ötekileştirme ile iç içedir. İyi ile kötü, güzel ile çirkin, haram ile helal, iman ile imansızlık, amel ile amelsizlik bir olur mu? Bu kıyaslamayı uzatmak mümkündür. Şimdi gelelim oruçlu olanla olmayan bir olur mu meselesine?

Rabbimiz nezdinde geçerli mazeretleri olanları, bunun için oruçlu olamayanları kınayacak değiliz. Zaten haddimize de değildir. Rabbimiz nezdinde hiçbir mazereti olmayanlar, milletin gözünün içine baka baka yiyip içenler, içinde yaşadığı toplumun değer yargılarını dikkate almayanlar, oruç tutanlara zımnen ‘ben sizi takmıyorum’ demek isteyenler gerçekte siz mi oruç tutmuyorsunuz yoksa oruç mu sizi tutmuyor. Allah’a meydan okurcasına ‘ben seni de senin farzını da kale almıyorum’ demek isteyenler siz mi oruç tutmuyorsunuz? Yoksa oruç mu sizi tutmuyor? Siz yine inanmayacaksınız ama olsun oruç sizi tutmuyor. Bu işler talep-kazanım meselesidir, ikram meselesidir. Buna mazhar olmak ise bir iman meselesidir. İman noktasındaki sıkıntılı durumunuz da bizi pek ilgilendirmiyor. Çünkü bu iş bir arz-talep meselesidir. Rabbimiz arz etmiş, siz talep etmemişsiniz bize ne ki? Derdimiz bu da değildir. Öyle ise derdimiz nedir? Hümanizm ayaklarına, hoşgörülüyüz ayaklarına, insancılız ayaklarına, pozitifiz ayaklarına, inançlara saygılıyız ayaklarına yatmayınız, zira yemezler. İçinde yaşadığımız toplumun Yahudileri, Ermenileri, Rumları ve gayrimüslimleri yani bizim gâvur dediklerimiz bile sizden daha saygılılar. Sizler bu Yahudiler, Ermeniler, Rumlar ve bizim gâvur dediklerimiz kadar da dürüst değilsiniz. O insanlar oruçlu bir Müslümanın yanında yemekten, içmekten hayâ eder, utanır ve sıkılırlar. Saygıda kusur etmezler. Müslüman komşularının iftar davetlerine katılırlar, ezanın okunmasını beklerler. Daha sonra onlar Müslüman komşularını iftara davet ederler, onların helal saydığı gıdalardan oluşan iftar sofraları donatırlar. İçinde yaşadıkları toplumun değer yargılarına meydan okumazlar. Bilakis toplumun huzuru ve refahı için her türlü fedakârlığa katlanırlar. Sizin yaptığınız gibi insanları tahrik etmezler. Çıtıl çıkartıp ondan sonra da oruç tutmayanlara şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar diye vaveyla kopartmazlar. Zira insanlıktan nasiplerini almışlardır, biz de hidayetleri için dua ederiz.

Oruca meydan okursunuz, orucun Rabbine meydan okursunuz, namaza meydan okursunuz, ibadetlerimizle dalga geçer, saçmalık dersiniz ondan sonra da bizim bayramımızı kendi anlayışınızla kutlarsınız. Bayram tatilini fırsat bilip günah bataklıklarında debelenip durursunuz.

İnançsızlığınızda, inkârınızda ve her neye inanıyorsanız onda samimi olun ve sadık olun. Ancak siz bunu da beceremezsiniz, siz bizim değerlerimizin edebiyatını ve demagojisini yaparsınız. Lütfen değerlerimizden ve bayramımızın yakasından düşünüz. Mazeretleri nedeniyle orucunu tutamayanlara, bu durumlarına rağmen oruçlulara saygılarından dolayı onların görebileceği şekilde yemekten ve içmekten sakınanlara, sadece ve sadece Rabbinin rızasına mazhar olmak için oruçlu olan güzel insanlara selam olsun, bayramları mübarek olsun.

Ömer Naci Yılmaz