Tekkeköy Gündem

Ramazan’a Doğru

On bir ayın sultanı Ramazan ayına doğru yol alıyoruz. Rabbimiz ikram ederse, ömür verirse bir Kur’an ayını daha idrak edeceğiz. “Nerede o eski Ramazanlar?” diye başlayan cümlelerin bolca kullanılacağı günler yaklaşıyor. Oysa Ramazan aynı Ramazan’dır. Peygamberimize nasıl geldiyse, Sahabe efendilerimize nasıl geldiyse ve ne ile geldi ise bize de aynı şekilde geliyor. Değişmeyen tek hakikat Ramazan’dır. Ramazan’ı Ramazan olmaktan çıkartıp başka şeylere dönüştüren, Ramazan’ı Ramazan’ın bile tanımayacağı hale getiren ise biz Müslümanların aymazlığıdır. Hürmetli bir ay olan Ramazan’a hürmetsizlik Müslüman iddiasında olanların karakteri oldu. Ramazan ayı geldiğinde hürmet olsun diye birçok yerde barlar, pavyonlar, meyhaneler kapatılır. Kahvehaneler ise Ramazan’ı festivale dönüştürüp sahur vakitlerine kadar oyun oynatmaya devam ederler. Bu ne menem bir Müslümanlık anlayışıdır? Böyle Müslümanlığı bu millet nereden öğrendi? Biz bu duruma nasıl geldik? Değerleri değersizleştirerek, hafife alarak, ondan bir şey çıkmaz, bundan bir şey olmaz diye diye bu durumlara geldik. Üstad Arif Nihat Asya bu durumu çok güzel özetlemişti: “Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu. Ne olduysa hep bize azar azar oldu.”

Ramazan’a hazırlanmak denilince birçoğumuzun aklına buzdolabını ve kileri doldurmak geldi ve öyle de oldu. Ramazan ve misyonu alışverişlere kurban ediliyor, besleme ayına dönüştürülüyor. Ramazan sana ne kazandırdı sorusu cevabını “Kilo aldırdı.” da buluyor.

Ramazan kıymetini Kur’an’dan alıyor. Kur’an’ın geldiği ay olması, orucun bu ayda tutulması anlamlı değerlerin buluşması olarak görülmelidir. Kur’an okumalar bireyselden toplumsala dönüşmeli, evler, sokaklar, caddeler Kur’an’ın varlığını hissettirmelidir. Bunu da ancak bizim Kur’an’la değişmemiz ve dönüşmemiz sağlayacaktır. Orucumuz asabiyetimizin değil, uysallığımızın, anlayışlı olmamızın, daha sevecen ve şefkatli olmamızın kaynağı olmalıdır. Kısacası oruç bizi tutarsa biz oruç tutmuş oluruz. Bizi tutmayan, nefsin arzularına gem vurmayan oruç, oruç değil, sadece aç kalmaktan ibarettir. Oysa biz orucu sadece midemize değil, gönlümüze, gözümüze, kulağımıza, dilimize, zihnimize ve tasavvurlarımıza tutturduğumuz takdirde orucumuz anlamlı olacak ve Rabbimiz bizden razı olacaktır. Zaten gayemiz rıza-i ilahiye mazhar olmaktır. Ramazan ayımız, Kur’an ayımız, oruç ayımız, Rabbimizin rızasını kazanma gayretlerimiz mübarek olsun.