19.09.2017 - Tekkeköy Gündem

Sadaka Taşlarından Sadaka Yüreklere

Ömer Naci Yılmaz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 66 makalesi bulunuyor.
  • 13 Nisan 2016
  • 0 YORUM
  • 149 KEZ OKUNDU

omer-naci-yilmaz

Sosyal hayatta yaşadığımız ve yaşattığımız birçok duygu ve hisler vardır. Bunların başında olmazsa olmazlarımızdan biri olan yardımlaşma duygusu gelmektedir. İnancımız, tarihimiz, kültürümüz, insanlık ve yaşanan olumsuzluklar bu duyguyu canlı tutmayı ve yaşatmayı gerektirmektedir. Yardımlaşma sayesinde toplum içindeki zengin ve fakir arasındaki maddi sebeplerden kaynaklanan uçurumlar azalır. Bu uçurumlar azalırken bizim de merhamet damarlarımız, kanallarımız açılır ve genişler. Yardımlar yapılırken onur kırıcı, zedeleyici hal ve tavırlardan sakınılmalıdır. Nihayetinde karşımızda kırık gönüllü bir insan vardır. Onun duygularını zedelememeye azami dikkat edilmelidir. Bu işi karşı tarafı rencide etmeden halletmeliyiz, gurura ve kibre kapılmamalıyız.

Tarihimiz yardımı ulaştırma çeşitlerinin varlığına ve zenginliğine şahittir. Gece kapı önüne bırakılan yardımlardan, askıda ekmek uygulamasına, veresiyelerin silinmesinden sadaka taşlarına kadar yaygın örneklerimiz vardır. Bütün bunlar adeta bir yarış şeklinde yapılırdı. Bunun bir yarış olduğunu da kitabımızdan öğrenmiştik. “Hayır işlerinde yarışınız.” (2/Bakara, 148) Her şeyi ile nezaketin timsali olan ecdadımız yardım işlerinde de farkını ortaya koymuş, insan onurunu incitmeden yardımın nasıl yapılacağını tüm insanlığa öğretmiştir. Bu işi kurumsal hale getirmiş, sahip olduğu toprakların neredeyse tamamını vakıflarla donatmıştır. Yetimleri barındıran vakıflardan, yetimlere çeyiz hazırlama vakfına, göçmen kuşları besleme vakfından, yaralı leylekleri tedavi ettirme vakıflarına kadar ve daha neler neler…

Osmanlının yardımı muhatabına ulaştırmada uyguladığı yöntemlerden birisi de sadaka taşı/sadaka sütunu uygulamasıdır. Bir insan boyu yüksekliğindeki bir taş veya mermer sütun bu iş için kullanılırdı. Tepe kısmı biraz çukurca idi. Hali vakti yerinde olan insanlar buralara para bırakır, ihtiyaç sahipleri de ihtiyaçları miktarınca buradan para alırdı. İhtiyacını giderdikten sonra artan parayı veya kuruşu bir başka ihtiyaç sahibi için tekrar sadaka taşına bırakırdı. Bırakan dua ediyor, alıp kullanan dua ediyor, kalpler birbirine sevgiyi ve merhameti pompalıyordu. Böylece parayı bırakan alanı, alan parayı bırakanı görmediği ve tanımadığı için kimse rencide olmuyor, kimsenin onuru incinmiyor, kimse gurur ve kibre kapılmıyordu. Bu uygulama ile riya hayrı ezmiyor, yok etmiyor; bilakis hayır, riyayı ve nefsi terbiye ediyordu. Sadaka taşları insanların kolayca ulaşabileceği yerlere konulurdu. Bunlarla ilgilenen vakıflar vardı. Sadakalar günlük olarak takip edilir ve taşlar muhafaza edilirdi. Buralara sadece para bırakılır, kimin ne zaman neye ihtiyacı varsa ona göre ihtiyacını gidermesi sağlanırdı. İhtiyaç sahibi için en uygun olan da bu yöntemdi.

Osmanlıda sadaka sütunları/sadaka taşları belli mekânlarda, özellikle de cami avlularında, medrese veya külliye önlerinde bulunurdu. Bazen bu yapıların duvarlarında kovuk şeklinde bulunurdu, bunlara da “Sadaka Kovuğu” denilirdi. Nereden nerelere geldik? Camilerdeki kumbaralar soyuluyor, demir kasalar kırılıyor, kameralara şapka geçiriliyor…

Bugün geldiğimiz noktada sokaklarımızda, cami avlularımızda, duvarlarımızda sadaka sütunları, sadaka kovuklar yok; sadaka yüreklerimiz var, gönüllerimiz var. Sadaka yüreklerimiz olmasa Suriye’den, Irak’tan gelen üç milyona yakın kardeşimiz nasıl bakılırdı. Devletimizin yaptıklarını bir yana bırakacak olsak, Kızılay’ımızdan İHH’mıza, Yardımeli’mizden İyilik-Der’imize ve diğerlerine varıncaya kadar bu kuruluşlar sadaka yürekler sayesinde o kardeşlerimize nasıl el uzatabilirdi ki? Kuruluşlarımız ve gönüldaşlara adeta yarış halinde ihtiyaç sahiplerine kol kanat germeye çalışmaktadırlar. Bu coğrafya insanlık tarihinin en büyük kardeşlik örneğini sergilemektedir ve Allah’ın izniyle bu işlerin üstesinden yüz akıyla çıkmayı başaracaktır. Bunu peygamberimizden öğrendik, bunu Medineli Ensar’dan öğrendik, Selçuklu’dan, Danişment Ahmet Gazi’den, Osmanlı’dan öğrendik. Onlardan öğrendiğimiz için, yüreklerimizde onların sevgisi ve sadakati olduğu için mazlumun ve mağdurun kim olduğuna bakmadık, elimizi uzattık. İnandık ki biz el uzatırsak Rabbimizin merhameti de bize uzanacaktır. Belki bugün bunu sadaka taşlarıyla yapmıyoruz, sadaka taşlarıyla eğittiğimiz, terbiye ettiğimiz sadaka yüreklerimizle yapıyoruz.

Bu hayır yarışında yerini alan tüm sadaka yüreklere selam olsun, muhabbet olsun.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Yorumlarınıza gerçekten oldukça değer veriyoruz ve belirli zaman aralıklarında asıl muhataplarına iletiyoruz.
Sadaka Taşlarından Sadaka Yüreklere başlığı altında yazacağınız tüm yorumlar Tekkeköy Gündem yayın ilkelerine uygunluğu kontrol edildikten sonra yayınlanır. Hakaret içeren yorumlar yayınlanmaz.

Sadaka Taşlarından Sadaka Yüreklere ile ilgili olmayan yorumlarınız için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.