18.09.2017 - Tekkeköy Gündem

Yüreğimize Sığınanlar Var

Ömer Naci Yılmaz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 66 makalesi bulunuyor.
  • 28 Nisan 2017
  • 0 YORUM
  • 194 KEZ OKUNDU

Yürek ve gönül kelimelerinin geçtiği cümlelerin iyiliklerden, güzelliklerden, merhamet ve şefkatten bahsedecek olması genel bir beklentidir. Bu beklentiye dair söylenecek ve yazılacak olan cümleler, yürekleri ve gönülleri harekete geçirme amacına matuftur. Şefkat ve merhametin yüreğimizin derinliklerinden çıkıp gelmesi, muhatabını, sahibini harekete geçirmesi imanın sosyolojik bir tezahürüdür. İşte burada salih amel devreye girmekte ve sosyal hayatta kendisine bir yol ve rol bulabilmektedir. Yeter ki yüreğin derinliklerinden gelen bu sese kulak vermesini bilelim. İmani refleksimiz zaten bizi durdurmayacaktır.

Yüreğimize, gönlümüze neleri sığdırmadık ki? Acılar, hüzünler, sevinçler, kederler, hastalıklar, vuslatı cennette olacak olan ayrılıklar vs. Üstat Necip Fazıl’ın vurguladığı gibi “Yüreğimiz Karacaahmet Mezarlığı’na döndü, neyi koyduk da almadı?” Çocukluğun, gençliğin, kemalâtın ve ihtiyarlığın sorunları, açmazları, tıkanmışlıkları, çaresizlikleri, bitmişlikleri, tükenmişlikleri adına her ne varsa yüreğimizde kendisine yer bulmuştur. Aldatılmışlıklar, kullanılmışlıklar, ihanetler de bunun cabasıdır. Ancak hepsi yüreklerde karşılık bulmuş, iz bırakmış ve yaralar açmıştır.

Sayılamayacak kadar çok olumlu veya olumsuz bir yığın tecrübe ve yaşanmışlık yüreğimizde yer bulurken, bir avuç merhamet ve şefkat ihtiyacı olan insan mı yüreğimize, gönlümüze çok gelecek? Oysa o insanların bizim yüreğimizde yer araması, gönül kapımızı çalması, onların bir ihtiyacını bizim üzerimizden gidermek gibi görülse de aslında bizim buna olan ihtiyacımız belki de onlarınkinden daha fazladır. Hayatın keşmekeşleri içerisinde belki bunu anlamaktan da uzağız fakat bunun bizde karşılık bulması bir yürek terapisidir, merhamet terapisidir, hastalıklarımıza bir set çekilmesidir.

Yüreğimize, gönlümüze terapi yapmak için, merhamet damarlarımızın tıkanmışlıklarını açmak için ana ocağına, baba ocağına gelen kardeşlerimiz çevremizde, dört bir yanımızda hayata tutunma mücadelesi verirken bunu görmezden gelemeyiz ve buna kayıtsız kalamayız. Onların bize uzanan ellerini bizde bu işi meslek haline getirenlerin elleri gibi göremeyiz, görmemeliyiz. Bu insanların, kardeşlerimizin ellerini yüreklerimize uzattığını aklımızdan çıkarmayalım. Aklımızdan çıkarmayalım ki ağzımızdan yüreklerini yaralayıcı bir söz çıkmasın. Bu insanların varlığından şikâyetçi olanları siz boş verin. Onların ne elli kuruşları ne de sevgileri bu kardeşlerimizin midelerine ve yüreklerine değmemiştir. Onlar müzmin şikâyetçi tipler olduğu için hastalıkları böyle davranmalarını gerektiriyor. 1989 yılında Todor Hristov Jivkov’un zulmünden ve asimilasyonundan kaçan ve bize sığınan Bulgaristan Türklerini görmezden gelmediğimiz gibi bu kardeşlerimizi de görmezden gelemeyiz ve gelmeyeceğiz. Yüreğimize sığınmak için gelen kardeşlerimizi görmeyen gözleri ve hissetmeyen yürekleri gören ve hisseden bir Rabbimizin olduğunu asla unutmayalım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Yorumlarınıza gerçekten oldukça değer veriyoruz ve belirli zaman aralıklarında asıl muhataplarına iletiyoruz.
Yüreğimize Sığınanlar Var başlığı altında yazacağınız tüm yorumlar Tekkeköy Gündem yayın ilkelerine uygunluğu kontrol edildikten sonra yayınlanır. Hakaret içeren yorumlar yayınlanmaz.

Yüreğimize Sığınanlar Var ile ilgili olmayan yorumlarınız için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.