Kültür

Sylvester Stallone sonunda ‘Baba’ mafyası arzusuna ‘Tulsa King’de kavuşuyor, hem de Western esintileriyle

Sylvester Stallone’nin yirmi altı yıllık sinema kariyeri boyunca bir boşluk olmuştur.

“Rocky” yıldızı her zaman mafyaya girmek istemiştir (tabii ki sadece ekranda). Hevesli, sert yüzlü bir İtalyan-Amerikan aktör olarak, 1972 yapımı “The Godfather “ın kalabalık düğün sahnesinde figüran olarak rol alması reddedildi. Daha sonraki roller için yönetmen Francis Ford Coppola ve Martin Scorsese’yi ikna etme girişimleri sonuçsuz kaldı.

“Scorsese’yi omuzlarından tutup şöyle demek istedim: ‘Ne bekliyorsun? Yeterince haydut gibi görünmediğimi mi söylüyorsun?” diyor Stallone. “Bunu bir arayış haline getirdim: ‘Bir gün, oldukça gerçekçi bir şekilde canlandırabileceğim bu mafya tipini oynayacağım.”

Yıllar sonra, 76 yaşındaki Stallone, Paramount+ draması “Tulsa King “de (Pazar günü yayınlanacak) mafya babası Dwight “The General” Manfredi rolüyle, “Yellowstone “un yaratıcısı Taylor Sheridan’ın genişleyen evrenindeki son yıldız olarak dileği yerine geldi.

Stallone bir röportajında “Sonunda oldu,” diyor. “Bunun için uzun zamandır bekliyordum.”

Üç Oscar ödüllü aktör ilk düzenli TV işine imza atıyor. “Bu evrimsel bir süreç – ya adapte olursunuz ya da varlığınız sona erer. Benim yetiştiğim 1970’ler ve 80’lerdeki altın film çağı geride kaldı. Bugünlerde en iyi yetenekler, yönetmenler ve yazarlar televizyona gidiyor.”

Sheridan, “Yellowstone “un ikinci güçlü sezonundan sonra, Stallone’nin 25 yıl hapishanede ispiyonculuk yapmadıktan sonra patronları tarafından Oklahoma’ya sürgün edilen sadık bir New York mafyasını canlandırdığı yeni konseptiyle geldi.

Stallone, “Batı onun tarzı; benimki ise Doğu Yakası” diyor. Sheridan ise “bu iki dünyayı birleştirmek büyük potansiyel taşıyor” diyor.

Filmin konusu, takım elbiseli Manfredi’nin kovboy şapkalarıyla dolu Tulsa’da sudan çıkmış balığa dönmesidir. Manfredi, bir taksi şoförü (Jay Will), bir barmen (Garrett Hedlund) ve yasal bir marihuana dispanserinin sahibinden (Martin Starr) oluşan kendi rengarenk ekibini bir araya getirir.

“Tulsa King”, Manfredi’nin onlarca yıl hapis yattıktan sonra değişmiş bir dünyada ortaya çıkan eski mahkum halini komik bir şekilde eski usul bir havaya büründürüyor. Bu, Stallone’un doğal olmasa da etkili bir şekilde oynadığı, dokunulmaz bir kişilik. Örneğin, Manfredi’nin Uber uygulaması denen şey hakkında kafası karışıktır ve Stallone da bunu hiç kullanmadığını itiraf eder.

“Hâlâ karım beni arabayla gezdiriyor,” diyor. “Direksiyon başında bana güvenilmez.”

HBO’nun “The Sopranos” ve “Boardwalk Empire” dizilerinde televizyonun en büyük gangsterlerinden bazılarıyla çalışmış olan “Tulsa King” yönetmeni Terence Winters, Stallone’nin Manfredi’ye kendi “doğal sempatikliğini” getirdiğini söylüyor. “Sonra bir kadran çeviriyor ve doğası gereği tehditkar oluyor. Size kaşlarını çattığında, bunu hissediyorsunuz.”

10 bölümlük sezonun çekimleri uzun ve zordu, özellikle de Oklahoma’daki mekanlarda.

“Harika insanlar ama zorlu bir topoğrafya. Oraya Çorak Topraklar denmesinin bir nedeni var,” diyor Stallone. “Bir gün dolu yağıyor, sonra hava 100 derece oluyor, sonra da bir kasırga için hava saldırısı sireni çalıyor.”

Stallone, Los Angeles’taki evinden ve 25 yıllık eşi Jennifer Flavin’den (26 yaşındaki Sophia, 24 yaşındaki Sistine ve 20 yaşındaki Scarlet adlı üç yetişkin kızıyla birlikte) uzakta olmanın bir “kabus” olduğunu söylüyor.

Stallone, “‘Rocky I’den ‘Rocky V’e durmaksızın çekim yapmak gibiydi” dediği uzun süreli çalışma için “Acımasızca yoğundu. Ailenizden uzaktayken odaklanmanızı korumak ve tedirgin olmamak, bu kolay bir dengeleme hareketi değil.”

Stallone, Ağustos ayında Flavin’in evliliklerini “geri dönülemez bir şekilde bitmiş” olarak nitelendiren boşanma belgelerini sunmasına neden olan patlamadan bu tür bir kariyer tünel vizyonunu ve uzakta geçirilen zamanı sorumlu tutuyor. Stallone, evliliğinin artık “arka planda” kalmaması nedeniyle evlilik sorunlarının onarıldığı konusunda ısrar ediyor. Artık her şeyden önce gelen güzel bir ailemiz var” diyor.

Michael B. Jordan’ın yönettiği “Creed 3 “te (Mart’ta vizyona girecek) Rocky’nin akıl hocalığı da dahil olmak üzere, en tanınmış serilerindeki rolleri çoktan ayıklandı. “Stüdyo, Michael B. Jordan ve yapımcılar farklı bir yöne gitmeye karar verdiler. Onlara iyi şanslar diliyorum” diyor.

Ayrıca Eylül ayında vizyona girecek olan “The Expendables IV “te de önemli bir rol üstlenmeyecek. Stallone, 2010’daki “The Expendables “dan bu yana geçirdiği beş sırt ameliyatının ardından daha küçük bir rol üstlendiğini söylüyor. Bunun için de sürekli tekrarlanan aksiyon rollerini suçluyor.

“‘Cehennem Melekleri’ günlerim sona erdi,” diyor. “Bu, vadesi geçmiş aksiyon adamlarının olimpiyatları. Yeter artık. Hamakta yatın.”

Ancak izleyici talep ederse yeni bir “Tulsa King” sezonu yaklaşıyor. Paramount ikinci bir sezon duyurusu yapmadı ama böyle bir şey olursa Stallone düşünmesi gerektiğinde ısrar ediyor.

“Sahneye çıkmanın keyfi, sevdiklerinizden uzakta, izole olmanın acısına değer mi? ” diye soruyor. “Bunun tartışılması gerekecek.” Yine de Stallone bu düşüncenin ardından Temmuz ayında Al Pacino ile yediği öğle yemeğini coşkuyla anlatıyor. Bu kez “Baba” efsanesini “Tulsa King “e çekmeye çalıştığını söylüyor.

“Ve (Pacino) gitmeye hazırdı, ta ki program çakışmaları olana kadar, Ama ‘Tulsa King’e gelen insanlar var ve umarım yakında o olur. O harika biri. Birlikte çalışmalıyız.”

Sport

Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ: “En büyük hedefimiz finale ulaşmak”

Medipol Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ, UEFA Avrupa Konferans Ligi’nde gruptan lider olarak çıkıp son 16 turuna kalmalarıyla ilgili, “En büyük hayalimiz finale ulaşmak” diye konuştu.

UEFA Konferans Ligi’nde Hearts’ı 3-1 mağlup ederek gruptan lider olarak çıkan Medipol Başakşehir’de Başkan Göksel Gümüşdağ maçın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Avrupa’daki başarının çok kıymetli olduğunu söyleyen Gümüşdağ, “Başakşehir bu maçlara çıkarken taraftarı, arması, renkleri ve camiası için çıkıyor. Ama biz bunları milli maç gibi oynuyoruz. Başakşehir’in bu gruptan lider çıkması, Fiorentina’nın ikinci çıkıyor olması mutluluk. Başta teknik direktörümüz olmak üzere tüm oyuncu kardeşlerimi kutluyorum. 8. sene 48 maçı bitirdik. 8 seneye 50’yi sığdırmış olacağız. Zannediyorum mart ayına kadar maçımız yok. Baktığımızda 9 sezondur 8 kere Avrupa’ya gidebilmek, orada başarılı olabilmek, bir önceki dönemde de şampiyonlukta da Kopenhag maçı sonrasında orada ilk 16’daydık. Burada da Roma’nın kupa kaldırdığı, Mourinho’nun gözyaşı yaşadığı kupada ilk 16’ya kalmamız çok büyük mutluluk. Dolayısıyla bildiğim kadarıyla Trabzon, Fenerbahçe’nin de maçları devam ediyor. İkisi de inşallah, onlar da galibiyet neticesi alırlar ve gruptan çıkarlar. Hepsi milli maç. Sanıyorum şu an son 5 yılda ülke puanına en çok puan kazandıran ikinci takımız. Bizim için büyük bir mutluluk” dedi.

“BAŞAKŞEHİR’İN BAŞARISI GÖZ ARDI EDİLEMEZ”

“ZORLAYAN TAKIM OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Ligdeki performanslarına değinen Gümüşdağ, “Biz 9. sezondayız, sadece 1 sezon haricinde 8 sezonda 1 kere ligi 5’in altında bitirdik. 7 sezon hiç 5. olmadık. Sürekli zirveyi 4’ün içinde olmayı, sürekli şampiyonluk zirvesinde hedefte olan ve sürekli zirveyi zorlayan takım olduk neden olmasın. Zorlayan takım olmaya devam edeceğiz, şampiyonluk yarışında olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“HAKEMLERİN PERFORMANSI İYİ DİYEMEM AMA GAYRET VAR”
Hakemlerin performansıyla ilgili konuşan Başkan Gümüşdağ, “Futbolda en çok konuşulan şey hakemlerdir. Şu an TFF Başkanı Büyükekşi ve yönetimi gayret içinde. Geçen hafta VAR ile ilgili toplantı yapıldı, programa davet edildik. Dolayısıyla bir şeffaflık içinde çaba sarf ediyorlar. Samimiyetlerine inanıyorum. Hakemlerin performansı çok iyi diyemem ama samimi bir gayret, iyi niyet var. İnanıyorum ki hakemlik müessesinde eskiye göre çok daha önemli adımlar atacaklar” dedi.

Sağlik

Almanya’da maske zorunluğuna dönüş çağrısı

Almanya’da Covid-19 vakalarının daha fazla artmasını önlemek için eyalet yönetimlerinden maske takma zorunluluğu getirilmesi istendi. Alman Tabipler Birliği Başkanı Susanne Johna, eyalet yönetimlerden artan Covid-19 vaka sayılarına karşı harekete geçmesini talep ederek, vaka sayılarının çok yüksek olduğu bölgelerde toplu taşıma ve halka açık kapalı alanlarda FFP2 maske takma zorunluluğu getirilmesi gerektiğini söyledi.

Johna, eyaletlerin hastanelere aşırı yüklenme olmaması için salgının durumunu yakından takip ederek kararlar almasını istedi. Hastanelerdeki durumuna dikkati çeken Johna, hastanelerde Covid-19 testi pozitif çıkan hastaların sayısının bir önceki haftaya göre iki kat arttığını, yoğun bakım servislerinde de Covid-19 hastalarının sayısının arttığının görüldüğünü anlattı.

Johna, “Acil servislere şimdiden aşırı yüklenme var, bazı eyaletlerde acil durum yönlendirme merkezleri hastalar için ambulanslarda boş yer bulmada zorluk yaşıyor.” ifadelerini kullandı. Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach da eyaletlere, büyüyen Covid-19 dalgısına karşı mücadelede kapalı alanlarda maske zorunluğu getirilmesi çağrısında bulunarak, eyaletlerden Enfeksiyonu Koruma Yasası’nda yer alan bu imkanı kullanmasını talep etti.

Lauterbach, federal hükümetin eyaletleri bu konuda zorlayamayacağını belirterek, Kovid-19 dalgasının kendiliğinden de azalmayacağına dikkati çekti. Yüksek vakalardan dolayı bazı hastanelerin şimdiden taşıyabilecekleri yükün sınırına geldiğini, ölümlerin de arttığını aktaran Lauterbach, aşılara, daha iyi verilere ve ölüm oranlarını düşüren ilaçlara sahip oldukları için Covid-19 dalgasına hazırlıklı olduklarını da kaydetti.

Technology

Netflix’ten kullanıcıları üzecek haber: Parola paylaşımına son!

Netflix’e, hesap veya parola paylaşımı yoluyla erişim tarih oluyor. 2023 yılının başından itibaren hesap veya parola paylaşımına son vereceğini duyuran Netflix, aynı Netflix hesabında oturum açmış cihazların hesap sahibiyle aynı evde yaşayıp, yaşamadığını IP adresi üzerinden tespit edecek. Aynı evde yaşamayan kişilerden, ekstra ödeme talep edilecek.

Online dizi ve film izleme platformu Netflix, 2022 yılının 3. çeyrek sonuçlarını açıkladı. Bu yılın 3. çeyreğinde 7.9 milyar dolar gelir elde eden şirketin, yılın ilk 9 ayındaki toplam geliri ise 23.7 milyar dolar oldu. Netflix’in 3. çeyrekteki net kârı ise beklentilere paralel olarak 1.4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

2.4 MİLYON YENİ ABONE KAZANDI

2022 yılının 3. çeyreğinde 2.4 milyon yeni abone kazanan Netflix’in toplam abone sayısı 223 milyona ulaştı. 2021 yılının 3. çeyreğinde 213.5 milyon olan platformun toplam abone sayısı 2022 yılının 2. çeyreğinde ise 220.6 milyon seviyesindeydi.

2023 BAŞINDAN İTİBAREN HESAP PAYLAŞIMI SONA ERİYOR

Netflix’in paylaştığı finansal ve operasyonel sonuçlarla birlikte kullanıcıları asıl üzen haber ise hesap paylaşımı ile ilgili alınan resmi karar ile geldi.

Buna göre Netflix’te 2023 yılının başından itibaren hesap veya parola paylaşımına son verilecek. Şirket, 2023 yılının başında ortak hesap kullanımı için adımlar atmaya başlayacak.

ALT HESAP/EKSTRA ÜYEDEN EKSTRA ÜCRET

Bu doğrultuda hesap paylaşımı yapan kişilerden, Netflix içeriklerini izlemeye devam edebilmeleri için normal üyelik ücretlerinden daha düşük de olsa ek ücret istenecek. Bunun için artık “alt hesap” veya “ekstra üye” seöenekleri devreye alınacak.

Aynı Netflix hesabında oturum açmış cihazların aynı evden kullanılıp kullanılmadığı, cihazların IP adresi, cihaz kimliği ve hesap etkinliği gibi bilgiler kullanılarak tespit edilecek.

İŞTE O AÇIKLAMA

Netflix’in 3. çeyrek sonuçları ile birlikte yatırımcılarına yönelik olarak konuyla ilgili yaptığı bildirim şu şekilde:
“Hesap paylaşımından para kazanmak için iyi düşünülmüş bir yaklaşım geliştirdik ve bunu 2023’ün başlarından itibaren daha geniş bir alana yaymaya başlayacağız. Hesap paylaşanlara, Netflix profillerini kendi hesaplarına aktarma ve paylaşanlara aileleri veya arkadaşları için ödeme yapmak istiyorlarsa cihazlarını daha kolay yönetme ve alt hesaplar (“ekstra üye”) oluşturma için olanak sunacağız. Daha düşük fiyatlı reklam destekli planımızın olduğu ülkelerde, hesap paylaşanlar için profil transfer seçeneğinin özellikle popüler olmasını bekliyoruz.”

Kültür

Antik Çağ’dan Günümüze 3 İstanbul 1 Tarihi Yarımada sergisi açıldı

İBB Tarihi Yarımada’da tamamlanan ve yapım süreci devam eden projeleri, ‘Antik Çağ’dan Günümüze 3 İstanbul 1 Tarihi Yarımada’ açık hava sergisinde bir araya getirdi. Beyazıt Meydanı’nda Ekim ayı boyunca gezilebilecek serginin açılışı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından yapıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Tarihi Yarımada’da tamamlanan ve yapım süreci devam eden projeleri, ‘Antik Çağ’dan Günümüze 3 İstanbul 1 Tarihi Yarımada’ açık hava sergisinde bir araya getirdi. Beyazıt Meydanı’nda Ekim ayı boyunca gezilebilecek serginin açılışı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından yapıldı.

“BU ALAN İÇİN YAPACAĞIMIZ ÇOK ŞEY VAR”

İmamoğlu açılışta yaptığı konuşmada, “Hepimizin hayatında bu kadar etkili olan bir alan, ne acı ki ihmal edilmişlikler, gecikmişlikler, özensizlikler, yapılan geri dönülmesi mümkün olmayan hatalar, bir kısım geciken işlerin insanlara verdiği sıkıntılar. Bütün bu konulara baktığımızda, ‘Bu alan için yapacağımız çok şey var ve hızlıca hareket edeceğimiz çok şey var’ diye karar verdik. Bu gördüğünüz stantlarda oluşan bütün hamlelerimiz, ama bitmiş ama süren ama yapılması planlanan fikre açık bu platformumuz, tarihi yarımadanın çok yakın zaman diliminde, yani 2030’u bile hedefleyen sürecinde, olağanüstü güzelliklerle bizi buluşturmaya namzet” ifadelerini kullandı.

“BU ÇELİŞKİLER DÜNYASINDA BİR ARADA YAŞAYABİLİR MİYİZ?”

“Yarımada, üç küreselleşme döneminde, farklı kültürlerin etnik ve dini grupların, siyasal sistemlerin ve yönetim anlayışlarının damıtıldığı bir mekan olarak, olumlu ve olumsuz deneyimleriyle dünyanın dört bir köşesinde sorulan ‘Bir arada yaşayabilir miyiz’ sorusuna yanıtın verilebileceği en doğru yerdir” diyen İmamoğlu, “Yarımadanın tarihine ve bugüne bakan herkes, aynı yanıtı verecektir. Elbette bir arada yaşayabiliriz. Bu, bizim için en doğrusu ve en güzeli olur. Tam da bu nedenle göreve geldiğimiz günden bugüne, koruma kullanım dengesini son derece hassas biçimde gözeten, tarihi miras bakışıyla yarımadaya odaklandık” diye konuştu.

“SARAÇHANE’DEKİ BİNA İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATTIK”

İmamoğlu, Saraçhane’deki belediye binasının uluslararası bir merkeze dönüşmesi, toplantı, hafıza, kütüphane ve aynı zamanda konvansiyon merkezi şeklinde kullanılması yönünde bir çalışmayı da başlattıklarını duyurarak, “Aslında halka ait bu yuvayı, bu yeri, bu mekanı bütün dünyayla paylaşarak, bu evrensel duyguların tarihin derinliklerinden gelen biçimini, damıtılmış bir biçimde bütün dünyaya aktarabilmenin merkezi olsun istiyoruz. Bu birikimi bir yandan taçlandırmak, bir yandan da yerel ve küresel düzlem halinde insanlığın hizmetine daha etkin bir biçimde sunma zamanıdır” dedi.

Technology

NASA’nın DART uzay aracı tarafından vurulan asteroit 10 bin km uzunluğunda bir enkaz bıraktı

ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA), Çift Asteroid Yönlendirme Testi (DART) isimli uzay aracı, geçen hafta Dünya’dan yaklaşık 11 milyon kilometre uzaktaki asteroidi vurdu. Saatte 23 kilometre hızla vurulan asteroit arkasında 10 bin kilometreyi aşan bir enkaz izi bıraktı. Kuyruklu yıldız benzeri enkaz izinin görüntüleri Şili’deki bir teleskop tarafından paylaşıldı.

Geçen hafta, NASA’nın DART adlı uzay aracının Dimorphos asteroidine başarılı bir şekilde çarpmasıyla tarihte bir ilk gerçekleşti. Dünya’dan yaklaşık 11 milyon kilometre uzakta gerçekleşen kasıtlı çarpışma, insanlığın ilk asteroit saptırma girişimi oldu. Asteroidin ardında bıraktığı enkaz Şili’deki Güney Astrofizik Araştırma Teleskobu’nu tarafından çarpışmadan iki gün sonra çekildi. Uzmanlar, 10 bin kilometreden daha uzun olan izin dağılmasının uzun süreceğini açıkladı.

Gözleme katılan bir astronom olan Teddy Kareta, “Etkiyi takip eden günlerde sonucun yapısını ve kapsamını ne kadar net bir şekilde yakalayabildiğimiz şaşırtıcı” dedi. ABD Deniz Araştırma Laboratuvarı’ndan Michael Knight ise enkaz izinin önümüzdeki haftalarda ve aylardada izleneceğini söyledi. DART uzay aracı, otonom konumda kilitlendiği çift asteroidin Dimorphos isimli küçük olan (yaklaşık 170 metre çapındaki) parçasını, yörüngesinden saptırmak için yaklaşık saatte 23 bin kilometre hızla itti.

Gelecekteki potansiyel tehdit oluşturabilecek gök cisimlerini önlemek için ilk defa gerçekleştirilen deneme amaçlı çarpışma, DART’ın üzerine yerleştirilen kamera ile Hubble, Webb ve Lucy teleskopları tarafından da kayda alındı. Çarpışmayı canlı takip edenler, görüntüleri yaklaşık 45 saniye gecikmeli olarak seyredebildi.

Sport

Basketbol Süper Ligi’nde yayıncı kuruluş belli oldu

Basketbol Süper Ligi, 3 yıl boyunca beIN Sports’tan yayımlanacak. Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile beIN Sports, Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin yayın hakları konusunda anlaşmaya vardı.

TBF’den yapılan açıklamaya göre anlaşma kapsamında beIN Sports, Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’ndeki tüm karşılaşmaları canlı yayımlayacak. Türkiye Basketbol Federasyonu ile beIN Sports’un, Basketbol Süper Ligi yayın hakları için yaptığı anlaşma 3 yıl süreyle devam edecek.

Basketbol Süper Ligi’nde haftanın tüm karşılaşmaları, beIN Sports 5’te yayımlanacak. Ayrıca her hafta iki maç da şifresiz olarak beIN Sports Haber’den ekranlara gelecek. TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu ile Digiturk Spordan Sorumlu Grup Başkanı Rashed Al-Marri yayın hakları anlaşmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yayın hakları konusunda uzun süredir yürüttükleri çalışmaları kulüpler ve Türk basketbolunun ortak faydaları doğrultusunda tamamladıklarını belirten Türkoğlu, “3 sezon boyunca, Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin her hafta tüm maçları (8 karşılaşma) canlı yayınlanacak. Önceki yıllarda olduğu gibi, yine her hafta iki maç şifresiz kanaldan basketbolseverler ile buluşacak. Spor yayıncılığı konusunda ülkemizin en güvenilir kurumlarından olan, basketbol yayıncılığı konusunda kabul ve takdir görmüş bir tecrübe sahibi beIN Sports ile yaptığımız anlaşmanın camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin yeniden resmi yayıncısı olmaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getiren Rashed Al-Marri ise, “Türk sporunun en büyük yatırımcısı olarak yerli ve yabancı spor içeriklerini üyelerimize en iyi şekilde sunmak için çok çalışıyoruz.

Sağlik

Çayı sakın bu şekilde tüketmeyin! Kanser riskini 5 kat artırıyor

Düzenli olarak kaynar, 65 santigrat derecenin üstünde sıcaklıkta içilen çayın yemek borusu kanseri riskini artırdığını belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral uyardı. Prof. Dr. Göral, “Sigara, sıcak çay ve alkol kullanımı varsa yemek borusu kanseri riski 5 kat artıyor. Günde 3-4 fincanı geçmeden ılık sıcaklıkta çay tüketilmeli” dedi.

Amerika ve Çin’de yapılan araştırmalara göre 65 santigrat derece sıcaklığın üzerinde tüketilen çay, yemek borusu kanseri riski artırıyor. Çin’de 456 bin kişi üzerinde araştırma yapıldığını belirten Prof. Dr. Vedat Göral, “Bu kişiler yıllarca takip edilmiş. Takip edilen vakalarda 65 derece ve üstündeki sıcaklıktaki içeceklerin yemek borusu kanseri riskini artırdığını göstermiş. 65 santigrat dereceyi aşmamak gerekiyor. Amerika’da ise 50 bini aşan kişi takip edilmiş burada da yine aynı sonuç görülmüş” diye konuştu.

Yemek borusu kanserinin görülme oranlarını hatırlatan Prof. Dr. Vedat Göral, “Dünyada bazı otoritelere göre 6, bazılarına göre ise 8’inci sırada ölüm nedeni. Dolayısıyla ciddi bir hastalık. Genetik alt yapısı var ama tetikleyen faktörler mevcut. Yapılan çalışmalara göre Türkiye’nin doğusunda Çin, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan’da çok fazla sayıda çay ve sıcak içecekler tüketildiğinden yemek borusu kanseri çok sık görülüyor. Özellikle 65 santigrat derece ve yukarısındaki sıcaklıkta çay tüketildiğinde yemek borusu kanseri riskinin arttığı gösterilmiş. Beraberinde sigara içiliyor ve alkol tüketiliyorsa bu risk daha da artıyor. Sigara içenler bir de sıcak çayı fazlaca tüketiyorsa kanser riski 2 kat hem sigara hem sıcak çay hem de alkol varsa risk 5 kat artıyor” ifadelerini kullandı.

Yemek borusundaki yaraların kansere zemin hazırladığını anlatan Prof. Dr. Göral, “Dolayısıyla elimize dahi alamadığımız, cildimize döküldüğünde yanan bir çayı biz hemen içiyoruz ve yemek borusu ızdırap çekiyor. Dolayısıyla içmeden 3-4 dakika kadar çayı bekletmek gerekiyor. Çok fazla sıcak içecek tüketildiğinde yemek borusunda yaralar meydana geliyor. Eğer bu kronik bir hale geliyorsa uzun dönemde kanserin de bir tetikleyicisi olabilir. Ama beraberinde sigara ve alkol tüketimi bunu daha da artırıyor. Türkiye’nin doğusunda özellikle Erzurum ve Van’da çok fazla sıcak çay tüketiliyor. Erzurum’da bilindiği gibi kıtlama çay meşhur ve günde 30 bardak çay içen insanlar var. Yanında sigara, yaş ve genetik faktörler olunca bu tetikleyici faktör olabilir. Çayın miktarını abartmadan her şeyi dozunda tüketmek gerekiyor. Günde 3-4 fincanı geçmemeyi öneririz” uyarısında bulundu.

Sıcak kadar soğuk içecekler konusunda da uyaran Prof. Dr. Göral, “Soğuk içeceklerinde zararlı olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar yemek borusu ve midede iltihaba yol açacaktır. Özellikle akut gastrit tablosu ortaya çıkabilir, midede aşırı asit salgısı görülür. Bu durum gastrit ve reflüyü tetikleyecektir. Bazen de çok sıcak tükettikten sonra üzerine soğuk su içilebiliyor. Bunun sonrasında da yemek borusunda yaralar görülebiliyor. Bu yaralar da kansere gidişi hızlandırabiliyor” ifadelerini kullandı.

Yemek borusu kanseri belirtilerine dikkat çeken Prof. Dr. Göral, şunları söyledi: “En önemli belirti yutma güçlüğüdür. Böyle bir anda hemen hekime başvurulmasını öneriyoruz. Özellikle erkek cinsiyet, sigara kullanımı, alkol ve sıcak çay tüketimi fazlaysa hemen hekime başvurmak gerekir. Burada yapılacak endoskopi ile yemek borusu kanseri hemen teşhis ediliyor.

Tedavisini de biyopsi sonucuna göre yapıyoruz. Günümüzde çok iyi tedaviler mevcut. Bazen de ameliyat gerekebiliyor.”

Kültür

Altın Portakal’da Antalya Film Forum jürileri açıklandı

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla 1-8 Ekim tarihleri gerçekleştirilecek 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali için hazırlıklar devam ediyor.

Festival kapsamında, 2-4 Ekim‘de Antalya’da, 4-6 Ekim‘de de çevrim içi düzenlenecek Antalya Film Forum‘da, bu yıl 206 başvuru arasından 27 proje seçildi. Projeleri değerlendirecek ana jüriler de açıklandı.

Uzun Metraj Kurmaca Pitching Platformu’na seçilen 9 projeyi, Avrupa Film Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi ve yapımcı Antonio Saura, yapımcı Selin Vatansever Tezcan, belgesel ve deneysel projelerin fon yöneticisi Teresa Hoefert de Turégano değerlendirecek.

Çekimleri büyük ölçüde tamamlanmış projelere fon ve ağ kurma desteği sağlayan Kurmaca Work-in-Progress Platformu’nda yarışacak 5 projenin jüri üyelerini ise program yöneticisi ve küratörü Anna Hoffman, yapımcı Dilek Aydın ve Nathalie Jeung oluşturdu.

Çekimlerinde sona gelinen ya da post prodüksiyon aşamasındaki belgesel projelerin desteklendiği Belgesel Work-in-Progress Platformu jürisinde film programcısı Aurélien Marsais, endüstri program danışmanı Charlotte Reekers ve Türkiye’nin ilk bağımsız belgesel destekçisi Yeni Film Fonu’nun eski yürütücüsü Zeynep Güzel de 5 projeyi değerlendirecek.
Çekimlerinin en az üçte ikisi Antalya kentinde gerçekleştirilerek, son kurgusunda aynı oranda Antalya sahnelerinin yer alacağı ulusal uzun metraj bir filme destek olmak amacıyla verilen Sümer Tilmaç Antalya Film Destek Fonu için yarışacak 3 proje ise yönetmen ve drama danışmanı Deniz Akçay, senarist, yönetmen ve sinema yazarı Uygar Şirin ile yönetmen ve yapımcı Zeynep Koray tarafından değerlendirilecek.

Dizi/Kısa Dizi Pitching Platformu’nda seçilen 5 projeyi irdeleyecek jüri ise France TV Dağıtım Başkan Vekili Julia Schulte, Series Mania Forum İş Geliştirme Başkanı Leticia Godinho ve Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği (SE-YAP)’ın Yönetim Kurulu üyesi Yamaç Okur‘dan oluştu.

Antalya Film Forum‘da ödüller 4 Ekim’de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.
Ayrıca forum kapsamında Forum+

bir dizi atölye, ustalık sınıfı ve konuşma etkinlikleri de 2-6 Ekim tarihlerinde fiziki ve çevrim içi olarak gerçekleştirilecek.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in başkanlığını yaptığı 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin idari direktörlüğünü Cansel Tuncer, yönetmenliğini Ahmet Boyacıoğlu üstlenirken, sanat yönetmenliğini Başak Emre, Antalya Film Forum direktörlüğünü ise Armağan Lale ve Pınar Evrenosoğlu yürütüyor.